14 Ekim 2009
burun ve aşk
Yaftalar:
meczûb hâller
10 Ekim 2009
07 Ekim 2009
sessizi bitirip yeniden başlayanlara;
Sözün ateşle bir ilgisi olmalı
Alevlenip sönmekle
aşkın
Gölgesiz olduğum doğru, apansızlığım da
Dokunsan dağılacak
yüzümün eğrileri
Gizliden düşeceğim sabahın boşluğuna
Bahçenin
duvarı yok ki gizlensin
Balkonda hıçkıran çamaşırlar
Küf ve nem kokusu
ve dalgın bir evin
Durmadan soyunması çocukluğuma
Taş sırrını unuttu
Ada hapsindeyiz, kayık gitti
Issız kaldım suyun gövdesinde
Anlatmayın artık iki kişilik aşkları
Çoğul ekleri de yaşar
yalnızlığı
(Gonca Özmen - Belki Sessiz/Dağılma)
Yaftalar:
ve sâir hâller
06 Ekim 2009
güzin abi öldü (ruhuna...)
utanıyorum kendimden. çok utanıyorum. aklıma geldikçe kendimi tutamıyorum.bugün saat 10:30 civarı elim ayağım titriyordu dükkanda. benzer hassasiyete sahip olduğumuzu düşündüğüm bir bayan arkadaşa iki gündür aklımdan çıkaramadığım bir sıkıntımı anlatıp, fikir danıştım. tavsiyesi çok işime yaradı aslında ama bu yaptığımı şimdi düşününce kendimi kötü hissediyorum.
içimdeki güzin abi öldü biliyor musunuz? ben artık dert dinleyen değil anlatan bir meczubum. iflah olmam ben artık.
ah aah. vah vaah.
Yaftalar:
meczûb hâller
25 Eylül 2009
şiirin dizginsizliğine;
Anlam başka hiçbir yazılı metnin değil, şiirin kanatları altındadır. Şiirin veremediği bir şey kaldıysa çare tükenmiş demektir. Şiirde bulamadığını başka yerde bulacağını sanmanın bir anlamı yoktur. Gerçeklerin bu minval üzere olması sebebiyle şiire dair söz üretmenin işgüzarlıktan öte geçmeyeceğini bilirim. Şiir bağlamında söz etme işgüzarlığına hasredilmiş bu kitaba çenebazlık adını yakıştırdım. İstedim ki çenebazlık sözü bir özür beyanına vesile olsun
(İsmet Özel - Çenebazlık)
Yaftalar:
ve sâir hâller
22 Eylül 2009
funda arar - aslında
iğne gibi her söz, çok hain her güç
herşey batıyor bugün, dibe batıyorum hergün
kurşun gibi ağır, beden bugün sağır
gözgözü görmüyor, göze geliyorum hergün…
aslında biliyorum her günah yaksa da
sezme faslındayım aslında
aslında biliyorum her günah yaksa da
sezme faslındayım aslında
aslına bakarsan niyeti çözersen
az derine inersen son sözü söylersin
yanımda olursan bu kalbi seversen
imkansızı bilirsen son arzuyu anlarsın
Yaftalar:
meczûb şarkılar
16 Eylül 2009
ne kuğu ne kuş ne geyik ne de kumru olanlara;

hayır elbette senin aradığın saatleri anlatmıyor bu kitap
aramadığın onca saatin dehşetini anlatıyor ancak.
ve çocuk gibi olmadığım , fazlasıyla realist olduğum için
tek bir saate doğru ilerliyor:
geyiklerin kavga edip, boynuzlarını açamayarak öleceği saate...
(Lale Müldür - Saatler ve Geyikler)
Yaftalar:
bir garip hâl,
insanlık hâli
anlamlandıramadıklarımızdanmısınız?
anlam veremediğim şeyler var şu dünyada. yani çabalasam da anlamıyorum bazı şeyleri hakikaten. ne başı belli olayın bi'kere, ne de sonu belirli. üstelik herkesin baktığında gördüğü ve anladığı da farklı. şimdi size anlatsam herbiriniz başka şey anlayacaksınız, eminim. o yüzden en iyisi anlatmayayım. susayım ben herzamanki gibi. hem zaten umudum susmuş, siz anlasanız ne yazar. ("gönül yazar, mehmet okur, celal de bayar" diye espri yapardım ya şimdi, ramazan yüzü suyu hürmetine pas geçiyorum. bilahare yaparım ben bunları.)ne gıcık adamım ya? anlam-landıram-adım gitti.
Yaftalar:
idüğü belirsiz,
meczûb hâller
14 Eylül 2009
olmaz olmaz olmaz
qerarım galmadı. mene biri kömek etsin. nasıl olar men de inanabilmirem. zaman zaman musiq zövqim bir terefe qayar, men meni tutabilmirem. evvel ilde uzakdoğu'ya getmiştim. bu ilin başında da galikya tereflerindeydim. şimdi can gurban azerbeycan'da soluklanıram. huşeng azeroğlu'ndan "bu dağdan aşmak olmaz" mahnısını dinler dinler, qalxmış oynayıram. bir de -uşaqlık xatiresi mahnı- "size selam getirmişem"ini. ee azeri müsiqinden behs etmişken "bu gala daşlı gala", "ay saçı burma", "eziz dostum" mahnılarını da dinlememeq olmaz. ama çoq evvelce "bu gala daşlı gala" esline "budala kaşlı hala" dediğim içün utanıram da.
***
yakında güney amerika'dayım. inka, maya ve aymar aşiretlerinden müzisyen dostlarım meni pardon beni bekleyin.
Yaftalar:
idüğü belirsiz,
meczûb hâller
08 Eylül 2009
ucuz sonlara/bitmeyen senaryolara
Bazen kendime hayatımın çalışmasını asla bitiremeyeceğimi itiraf ediyorum.Tek kitabımı. Ve sonuçta o olmadan geride bir şey kalmayacak.Ve yalnız öleceğim.
(Francis Ford Coppola - Youth Without Youth)
Yaftalar:
sine-masal
03 Eylül 2009
farkların eşiğinde
artık herşey aynı sanki. maskesiz yüzler, yaşanan hayatlar, tadılan duygular, uydurulan hikayeler aynı. insanoğlu kendini tekrar ediyor sanki. aynı pisliğe batıp, çıkıyor. aynı hayatı kirletse de hiçbirşey olmamış gibi yaşıyor. gün aynı, gece aynı, ruhlar bile aynı artık herkes için. heyecanı kalmamış gariban hayatın. dalgalı denizler bile göl olmuş desem abartmış olmam.
eşik aşıldı mı ne?
Yaftalar:
ve sâir hâller
kendiyle kavgası olanlara;

(Cemil Meriç - Jurnal)
Yaftalar:
günlük hâller
15 Ağustos 2009
iyi ki varsın sen
iyi ki yanımdasın.
hani bi' keresinde, ben üniversitede öğrenci iken beni yalnız bırakmıştın. işte ben o vakit aç kaldım, susuz kaldım. rezil oldum yokluğunda. dışarı çıkmaya cesaret edemedim, korktum, eve kapandım. gelmeni bekleyerek geçti zaman. ellerim hep varlığını aradı. ama yoktun bir süre. belki de senin kıymetini bilmem için yokluğunun nasıl birşey olduğunu öğrenmem gerekiyordu.
şimdi çok şükür ki öyle uzak ve uzun yolculuklara çıkmıyorsun.
iyi ki varsın şirin para,
iyi ki hep yanımdasın...
Yaftalar:
idüğü belirsiz,
meczûb hâller
12 Ağustos 2009
05 Ağustos 2009
31 Temmuz 2009
redd - modern adımlarla
en son ne zaman yüzdü plastik ördeğin
köpüklerin içinde kendini görünmez sanırken
benim kurşun askerim yaralı pencere önünde
oynamayı bıraktı pilli robotlara yenilince
sonra da dans edelim
modern adımlarla
en son ne zaman taç yaptın çiçeklerden
patikalarda dolanır kendini prenses sanırken
güzel dudaklarına gülüşler zımbala
ben kalbimin üstüne bir çiçek dikerim
sonra da dans edelim
Yaftalar:
meczûb şarkılar
23 Temmuz 2009
bir umutluk bekleyişlere;
Gözlerim biraz karanlık. İçinde cenkler, ayinler, kesik damarlar, kapıları yumruklayışlar, cipralexler, Turgutlar, Edipler, Sezailer, siyahlar, beyazlar, uykusuzluklar, bitmeyen başağrıları, bildirilerin öfkesi, duvarlara uzun dalmışlıklar var.
Gözlerim biraz yorgun. İçinde bekleyişler, bekleyişler,
bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler, bekleyişler…(Tarık Tufan - Anna)
Yaftalar:
ve sâir hâller
09 Temmuz 2009
kitap bahane
"Hangi kitabı okuduğunu gördüğünüz bir adamla/kadınla tanışmayı isterdiniz?"
ama şimdiki ilk aklıma gelen kriter kitaplarım şunlar:
- samipaşazade sezai - sergüzeşt :P
- iskender pala'nın "babil’de ölüm istanbul’da aşk" dışındaki tüm kitapları
06 Temmuz 2009
şiir ihtimalindeki aşka;
şiir belki
benim sana aşık olmamdır
ve senin de
her kimi istiyorsan
ona…
(Nahid Sereşki - Şiir Belki)
Yaftalar:
âşık haller


Gönderen





